
Tesadüf bu ya, Viktor E. Frankl tarafından yazılmış olan “İnsanın Anlam Arayışı” kitabını okumamım ardından eşimin tavsiyesi ile bu kitabı okumaya başladım. Tesadüf dememin sebebi bu kitabın da yine bir psikiyatrist olan Gülseren Budayıcıoğlu tarafından ve yine yaşanmış olaylarla kaleme alınmış olmasıydı.
Gülseren Budayıcıoğlu da meslek hayatı boyunca edindiği tecrübeyi özellikle Kenan Bey’in öyküsü eşliğinde çok akıcı bir şekilde aktarıyor. Biraz roman tadında olsa da psikoterapi ile ilgili çok güzel bilgiler eşliğinde bilinçdışının insanın hayatını ne boyutta etkileyebilceğini anlatıyor bizlere.
Bu anlatımda sık sık Freud’a atıfta bulunuyor. Frankl’ın kitabını ne kadar faydalı bulduysam bu kitabı bir o kadar faydalı görüyorum.
Farkında olduğunuz ya da olmadığınız korkularınızla yüzleşmeye cesaretiniz varsa bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Kitaptan alıntı yaptığım birkaç cümleyi de aşağıda paylaşıyorum.
“Dışarıdan bakanlar durumu hemen anlıyor ama bunu yaşayan anlamıyor. Bunun için aptal olmak gerekmiyor. Duygular zaten hep aptaldır. Aklı yoktur duyguların.”
“Sevilmeyen insanların gözlerinin ışığı hep biraz sönüktür.”
“Bazı şeyleri unuttuk sansak da, onlar bizim bugünkü hayatımızı etkilemeye ve yönlendirmeye devam ederler.”
“Bu dünayayı güzel, içinde keyifle yaşanılacak bir dünya haline getirmek senin elinde.”
“İnsanın hayvandan farkı, düşüncelerini yönetebiliyor olmasıdır.”
“İnsanın kendini değiştirmesi, dünyayı yerinden oynatmaktan daha zordur.”
“Acemi olarak geliyoruz bu dünyaya, tam her şeyi görüp öğrenip, usta olduğumuzda da ölüm geliyor kapıya.”
“Yeryüzündeki bütün ıstıraplar aza kanaat etmemekten doğar.” (Firdevsi’nin bir sözü)
“İnsan Tanrı’nın karşısına geçince mahzunlaşıyor. Sen ne biliyorsan kendi hakkında, o daha fazlasını biliyor. Saklamak yok. Çıplak gibisin. Doğdun gün gibi.” (Kenan Baran, kitabın ana karakteri)
“İnsan psikiyatrist de olsa, kendini o kadar kolay yorumlayamıyor.”
“Aslında herkesin çok özel bir hayat hikayesi vardır. İş, sıra dışı şeyler yaşamakta değil, ne yaşıyorsan onu hissederek hayatı bir peri masalı gibi yaşayabilmektir.”
“Aslında insanoğlu bütün ayrıntılarıyla bilinmek, tanınmak istemez. Bırakın başkalarını, kendisi bile kendine bu kadar yakından bakmaktan hoşlanmaz, korkar.”